Oysa sorun vardı. Sorun, üç aydır bu randevuyu erteliyor olmasıydı. Sorun, her buluşmalarında aynı şeydi: o gelir, Aslı beklerdi. Küçük bir şeydi belki, ama küçük şeyler… işte onlar birikirdi.
Arda’nın gülümsemesi dondu. Telefonu hâlâ elindeydi. “Yani?” Erkekler Ne Ister
“O ofisteki kızlar ne manyak,” diye lafını kesti Arda. “Seninki de öyle mi?” Oysa sorun vardı
“Bugün beni gördün mü?”
“Erkekler, aslında çok basit şeyler ister. Anlaşılmak ister. Duyulmak ister. Bir kadının gözlerinin içine bakıp ‘seni görüyorum’ denmesini ister. Ama en çok da… kendilerinin de görmesini ister.” Oysa sorun vardı. Sorun
Yemek boyunca Arda işten bahsetti. Terfiden, yeni projeden, patronun ne kadar haksız olduğundan. Aslı dinledi. Başını salladı. “Anlıyorum,” dedi. Sonra, araya girmeyi denedi: “Ben de geçen gün ofiste…”
Gece yarısına doğru, Aslı evde çayını yudumlarken telefonu yanıp söndü. Arda’dan mesaj: